Lindsey Graham veya bilinen adıyla Lady-G
- 12 Tem
- 4 dakikada okunur
Sınırımızdaki PKK/YPG unsurlarına Kongre’de koruma kalkanı olan Gra
ham, Ankara’ya yönelik yaptırımların ve F-35 krizinin de bizzat baş mimarıydı. Koltuğunu korumak uğruna geçmişte "ırkçı ve bağnaz" dediği Trump’ın en sadık amigoluğuna soyunacak kadar omurgasız bir oportünizm sergiledi. Askeri-endüstriyel kompleksin ve silah lobilerinin sadık bir uşağı olarak Irak’tan Libya’ya kadar dünyayı kana bulayan her emperyalist maceranın her zaman ön saflarında yer aldı.

ABD’li Cumhuriyetçi Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Capitol Hill’deki evinde geçirdiği ani kalp krizi sonucu 71 yaşında öldü.
Washington’ın en saldırgan, savaş yanlısı şahin politikacılarından biri olarak biliniyordu. Graham’ın ani ölümü, özellikle Tel Aviv’deki Siyonist kanatta derin bir sarsıntı yarattı. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, haberi alır almaz yayınladığı taziye mesajında, "Bugün İsrail, en büyük dostlarından birini kaybetti. Sarsılmaz desteği, cesareti ve ahlaki netliği, milyonlarca İsraillinin hayranlığını kazandı" diyerek ağıt yaktı.
Ben-Gvir’in bu itirafı, Graham’ın siyasi ömrünü hangi lobilerin çıkarlarına amade ettiğinin en açık belgesidir.
Ben-Gvir’in yanı sıra Başbakan Binyamin Netanyahu, eski Başbakan Naftali Bennett ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog gibi Siyonist liderler de Graham’ı "İsrail güvenliğinin Washington’daki sarsılmaz kalesi" ilan etmek için sıraya girdiler.
Netanyahu, Graham’ın ardından "İsrail ve Amerika'nın güvenliğinin ayrılmaz olduğunu en iyi o anlardı" ifadelerini kullandı. Çünkü Graham, Gazze’deki soykırım boyutuna varan katliamlar sırasında tetiği çeken elin Kongre’deki lojistik, finansal ve siyasi koruyucusuydu.
Hatta bir televizyon yayınında İsrail’in elini rahatlatmak için mültecilerin üzerine atom bombası atılabileceğini ima edecek kadar gözü dönmüş bir fanatikti.
Graham’ın bu körü körüne sadakati sadece İsrail ile sınırlı değildi. O, Türkiye’ye karşı yürüttüğü sistematik ambargo ve düşmanlık politikalarıyla Ankara’nın bölgesel güvenlik duvarlarını yıkmayı ömrüne amaç edinmiş bir figürdü. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde kurulan terör koridorunu parçalamak amacıyla başlattığı Barış Pınarı Harekâtı sırasında Kongre’de adeta cinnet getiren Graham, Ankara’ya karşı en ağır ekonomik yaptırımların uygulanması için hazırlanan yasa tasarısının bizzat baş mimarlığını üstlenmişti. Ankara’nın meşru terörle mücadele hakkını çiçeğe böceğe bağlayıp sabote etmeye çalışan Graham, sınırımızdaki YPG/PKK unsurlarını "Amerikan müttefiki" olarak niteleyerek Kongre’de koruma kalkanı oluşturmuştu.
Sadece bununla da kalmayıp, Türkiye’nin egemenlik hakkı çerçevesinde Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasını adeta bir varoluşsal kriz haline getirmişti. ABD’nin Türkiye’ye yönelik uyguladığı haksız CAATSA yaptırımlarının ve Türkiye’nin milyarlarca dolar ödediği F-35 savaş uçağı programından hukuksuzca dışlanmasının arkasındaki en organize nefret akıllarından biri yine onun ofisinden çıkmıştı.
Güney Carolina’da muhafazakar, dindar ve aile değerlerine bağlı bir seçmen kitlesini temsil ederek 2003’ten bu yana Senato koltuğunda oturan Graham, özel hayatındaki devasa çelişkilerle Amerikan medyasında tam bir iki yüzlülük abidesi olarak kodlanmıştı. Graham hakkında, Washington elitlerinin kapalı kapılar ardında düzenlediği lüks "gey partilerine" katıldığına dair sızıntılar yıllarca ana akım medyayı meşgul etti. Özellikle başkentteki erkek eskortların ve parti organizatörlerinin ifşaatları neticesinde Amerikan kamuoyu ve sosyal medyasında kendisine takılan "Lady G" lakabı, onun saklamaya çalıştığı gizli kimliğinin en büyük gölgesiydi. Bu iddialar o kadar ayyuka çıkmıştı ki, Beyaz Saray’a yakınlığıyla bilinen siyasi figürlerden Laura Loomer, resmi olarak ifade verdiği sırada Trump’ın kurmaylarının kendisine Graham’ın gey olduğunu kesin bir dille aktardıklarını yeminli olarak beyan etmişti. Graham, seçmen tabanını kaybetmemek adına bu iddiaları her seferinde yapay bir öfkeyle reddetti veya görmezden geldi. Ancak gündüzleri Kongre’de muhafazakar aile yapısını savunan yasalara imza atıp, geceleri Washington’ın gizli dehlizlerinde bambaşka bir hayat sürmesi, onun tüm siyasi kariyerine yön veren o "maskeli" ve karanlık karakterinin en çarpıcı kanıtıydı.

Bu gizli hayat tarzı, Graham’ın siyasi ittifaklarında ve omurgasız U dönüşlerinde de net bir şekilde kendini gösteriyordu. 2016 yılındaki başkanlık ön seçimlerinde rakibi olan Donald Trump için ekranlarda "O bir ırkçı, yabancı düşmanı, bağnaz ve partimizi havaya uçuracak bir el bombası" diyen Graham, Trump gücü elde ettiği an onun en sadık amigo kızına dönüştü.
Trump’ın en yakın golf partneri, her politikasının Senato’daki kayıtsız şartsız onaylayıcısı haline geliverdi. Güç odakları değiştikçe bir gecede tükürdüğünü yalayan bu oportünist tavır, onun Washington koridorlarında hayatta kalma formülüydü.
Askeri-endüstriyel kompleksin, yani silah lobilerinin de en sadık uşağı olan Graham, dünyayı kana bulayan her emperyalist maceranın amigo lideriydi. 2003’te Irak’ın kitle imha silahları yalanıyla işgal edilmesini, Libya’nın aşiret savaşlarına gömülmesini coşkuyla desteklemiş, her fırsatta "İran’ın nükleer tesislerini ve petrol rafilerini derhal bombalamalıyız" diye ekranlarda çığırtkanlık yapmıştı.
Barış kelimesinin yanından bile geçmeyen bu şahin siyasetçi, son nefesini vermeden sadece bir gün önce bile Kiev sokaklarında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelip, Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar ve savaşın uzatılması için yeni silah paketleri kovalıyordu. Ancak kaderin cilvesi, Kiev’den dönüp Washington’daki evine ayak bastığı gün tecelli etti. Katılması planlanan ve yine savaş tamtamları çalacağı televizyon programına çıkamadan, geçirdiği ani rahatsızlıkla masada planladığı tüm karanlık ajandalar yarım kaldı.
Güney Carolina’da Kasım ayında yapılacak seçimler için ön seçimi yeni kazanmış ve 5. dönem Senatörlük koltuğuna oturmaya hazırlanırken, ölüm onu hiç beklemediği bir anda yakaladı. Itamar Ben-Gvir ve diğer azılı Siyonistlerin onun tabutunun arkasından döktüğü gözyaşları, Graham’ın yeryüzünde nasıl şaibeli ve karanlık bir iz bıraktığının tescilidir. Bir yanda koltuğunu korumak uğruna kendi kimliğini ve yönelimini halkından gizleyen maskeli bir yaşam, diğer yanda Orta Doğu’da, Suriye’de, Gazze’de binlerce masumun kanı üzerine bina edilmiş bir dış politika ajandası. Lindsey Graham, arkasında ne takdir edilecek saygın bir devlet adamlığı ne de halkların hayırla yad edeceği bir barış mirası bıraktı. Küresel şer odaklarına yaranmak için her kalıba giren, gizli hayatlar ile açık düşmanlıklar arasında sıkışıp kalmış trajik bir Washington figürü olarak tarihin çöplüğündeki yerini aldı. Siyonist dostları onun yokluğuna ne kadar yanarsa yansın, dünya onun temsil ettiği kanlı savaş baronluğunun eksilmesini insanlık adına büyük bir kazanç olarak kaydedecektir.



Yorumlar