top of page

Yalancı Matilda’nın Çöküşü ve Türkiye Gerçeği

16 Tem
2 dakikada okunur


Siyaset tarihinde bazı liderler vardır; güçlerini vizyonlarından değil, yarattıkları hayali düşmanlardan alırlar. Binyamin Netanyahu, bu hazin siyasi profilin günümüzdeki en kusursuz temsilcisidir. ABD’nin en prestijli dış politika yayınlarından Foreign Policy, geçtiğimiz günlerde yayımladığı analizle aslında Ankara'nın çok uzun zamandır bildiği bir gerçeği uluslararası kamuoyunun yüzüne çarptı: Netanyahu’nun Türkiye saplantısı bir güç gösterisi değil, siyasi bir iflasın, yaklaşan bir çöküşün can havliyle atılmış çığlığıdır.


Meseleyi doğru okumak gerekiyor. İsrail'de sular kaynıyor ve yaklaşan seçimler, ellerine kan bulaşmış, yolsuzluk dosyalarıyla köşeye sıkışmış bir liderin en büyük kabusuna dönüşmüş durumda. Netanyahu çok iyi

biliyor ki; iktidar koltuğunu kaybettiği an, onu bekleyen şey sadece siyasi bir emeklilik değil, yargı önünde verilecek ağır bir hesaptır. İşte bu korku, onu kendi radikal seçmenini konsolide etmek için akıl dışı bir stratejiye itiyor.

Yıllarca "İran tehdidi" üzerinden iç politikayı dizayn eden, her krizde yüzünü Tahran'a dönerek İsrail halkını korkutan Netanyahu için bu kart artık işlevini yitirdi. Vitrindeki o eski "öcü" inandırıcılığını kaybedince, telaşla yeni bir hedef tahtası arayışına girdi ve rotayı Türkiye’ye çevirdi. Bugünlerde her cümlesine Ankara'yı katarak başlamasının, Türkiye’yi en büyük güvenlik tehdidi gibi sunmasının arkasında jeopolitik bir akıl yok. Sadece kendi siyasi cenazesini ertelemeye çalışan, tükenmiş bir adamın ucuz bir illüzyonu var.

Ancak mızrak artık çuvala sığmıyor. Foreign Policy, bu acizliği tarihe geçecek kusursuzlukta bir edebi metaforla özetliyor: 1907 tarihli meşhur "Yalan Söyleyen ve Yanarak Ölen Matilda" şiiri.

Bilmeyenler için hatırlatalım; şiirdeki küçük Matilda, dikkat çekmek için sürekli "Yangın var!" diye bağırarak sahte alarm veren, insanları boş yere paniğe sevk eden bir karakterdir. Yalanları o kadar sıradanlaşır ki, günün birinde gerçekten yangın çıktığında feryatlarına kimse inanmaz, yardıma kimse koşmaz ve Matilda alevler içinde can verir.

İşte Netanyahu, Tel Aviv’in Yalancı Matilda'sıdır.

Yıllardır Washington koridorlarında, Birleşmiş Milletler kürsülerinde haritalar sallayıp kırmızı çizgiler çizen, sürekli "Tehdit altındayız, yok oluyoruz" diyerek dünyayı ayağa kaldıran bu adamın inandırıcılık kredisi artık sıfırlanmıştır. Foreign Policy'nin altını kalın çizgilerle çizdiği en vurucu gerçek de budur: Netanyahu, sadece dünyada değil, en büyük hamisi olan ABD'nin başkentinde dahi o eski ağırlığını kaybetmiştir. Sürekli yalan söyleyen, kriz üreten ve müttefiklerini bile yoran bu figür, artık Washington için vazgeçilmez bir partner değil, taşınması giderek zorlaşan ağır bir yüktür.

Peki, Tel Aviv'deki bu histeri nöbetleri karşısında Türkiye ne yapıyor?

Türkiye, bu ucuz siyasi şovların figüranı olmayacak kadar büyük bir devlet aklıyla hareket ediyor. Ankara; Netanyahu'nun kendi iç kamuoyuna yönelik attığı kuru sıkı tehditlere prim vermeden, kendi jeopolitik ekseninde emin adımlarla yürümeye devam ediyor. Bölgesinde barışın, istikrarın ve mazlumların yegane güvencesi olan Türkiye’nin gölgesi bile, Tel Aviv'deki o kırılgan koalisyonun uykularını kaçırmaya yetiyor.

Netanyahu'nun anlamadığı şey şu: Devletlerin ağırlığı, kürsülerde edilen yüksek perdeli sözlerle değil, sahada kurulan ve bozulan oyunlarla ölçülür. Türkiye sahada tarih yazarken, Netanyahu kendi siyasi enkazının altında çırpınıyor.

Şiirdeki Matilda’nın sonunu kendi yalanlarının ateşi getirmişti. Netanyahu’nun siyasi ömrü de, Ortadoğu'da yaktığı ateşin ve kendi halkına söylediği yalanların külleri arasında son bulmaya mahkumdur. Bu, bir kehanet değil; siyasetin şaşmaz matematiğidir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page